MEDYA

HABERLER

GİZLİ KLİPLER

KADIN VE GÜZELLİK

TATİL GEZİ

TEKNOLOJİ


DEDE TORUN BLOGU

Blogumuzda kuşak farkıyla neleri nasıl görmüş nasıl yorumladığımızı izleyebilirsiniz.Konular:Aktüalite,Türkiye,Dünya,Haberler,siyaset,Müzik,eğlence,sinema,tiyatro,Teknik,Teknoloji,Fotolar,Video,Bilgisayar,Eğitim, kısacası hayatın içinden farklı bir bakış..


SPOR

MODA

VİDEO

MAGAZİN

TATİL GEZİ

DEDE TORUN




« Önceki | Sonraki »

19/9/2008

E-tebligat dönemi başlıyor

ANKA




Adalet Bakanlığı, Tebligat Kanunu’nda değişiklik yapılması için düğmeye bastı. Adalet Bakanlığı Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü ‘Tebligat Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’ taslağı hazırladı. Taslak yasalaşırsa yargıda iş yükü, masraflar azalacak ve davaların görülme süresini kısalacak.

Hazırlanan kanun taslağında tebligatların elektronik posta ile gönderilmesinin önü açılıyor. Elektronik posta yoluyla yapılacak olan tebligat, muhatabın elektronik posta kutusuna ulaştığı tarihten itibaren üç gün sonra yapılmış sayılacak. Taslağa göre, sermaye şirketlerine yapılacak olan tebligatların elektronik posta yoluyla yapılması zorunlu kılınıyor.

Tebligat Kanunu'nun değişmesiyle, posta masrafları azalacak. Tebligat Kanunu’nda yapılacak değişikliğin ardından adalet Bakanlığı veya Başbakanlık nezdinde tüm kişi ve kuruluşlara sadece tebligatlarda kullanılacak bir elektronik posta adresi verecek birim oluşturulacak.

Taslakta, davaların görülme süresini kısaltacak düzenlemeler de yapıldı. Tebligatların yapılmaması veya geç yapılması nedeniyle uzayan davalar, tasarının yasalaşması halinde daha kısa sürede sonuçlanacak. Yargı çevreleri, taslağın yürürlüğe girmesi halinde davaların görülme süresinin yaklaşık 2 yıl öne çekileceğine dikkat çektiler.

-KİŞİNİN SON ADRESİNE GÖNDERİLEN TEBLİGAT İLETİLMİŞ SAYILACAK-

Kanun taslağında, “Tebligat yapılamaması halinde muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır” hükmü yer alıyor. Bu maddenin yasalaşması halinde, tebligatların yapılamaması nedeniyle uzayan davalar, daha kısa sürede sonuçlanacak. Çünkü, halen yürürlükte olan yasaya göre muhataba ulaşıncaya dek tebligatın yapılması öngörülüyor.

-E-POSTA ADRESİNİ VER, TEBLİGATIN MAİLİNE GELSİN-

Reform niteliğindeki yasa taslağına göre, kişi ve kuruluşlar dava açtıkları zaman ve kendileri aleyhinde açılacak olan bir davada mahkemeye e-posta adreslerini verirlerse tebligatlar e-posta adreslerine gönderilmeye başlanacak. Elektronik posta yoluyla yapılacak olan tebligat, muhatabın elektronik posta kutusuna ulaştığı tarihten itibaren üç gün sonra yapılmış sayılacak.

-İŞTE, TEBLİGAT KANUNU'NDA DEĞİŞİKLİK ÖNGEREN TASLAK-

15 maddelik değişikliğin öngörüldüğü taslakta öne çıkan düzenlemeler şöyle:
-“Kazaî merciler, merkezî yönetim kapsamındaki kamu idareleri, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, sosyal güvenlik kurumları, il özel idareleri, belediyeler, köy hükmî şahsiyetleri, barolar ve noterler tarafından yapılacak bilcümle tebligat, bu Kanun hükümleri dairesinde Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü veya memur vasıtasıyla yapılır.”
-Tebligata elverişli bir elektronik posta adresi vererek, bu adrese tebligat yapılmasını isteyen kişiye, elektronik posta yoluyla tebligat yapılabilir.

Sermaye şirketlerine elektronik posta yoluyla tebligat yapılması zorunludur.

Elektronik posta yoluyla tebligat, muhatabın elektronik posta kutusuna ulaştığı tarihten itibaren üç gün sonra yapılmış sayılır.

Elektronik posta yoluyla yapılacak tebligata ilişkin usûl ve esaslar ile bu tebligat sebebiyle alınacak ücret ve bu ücretin aktarılacağı yer ve diğer hususlar tüzükte gösterilir.

-Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.

-Kazaî merciler tarafından çıkarılacak tebligatlarda, tebliğ evrakı doğrudan o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna gönderilebilir.

-İlan alakalının ıttılaına en emin bir şekilde vasıl olacağı umulan ve varsa tebliği çıkaran merciin bulunduğu yerde intişar eden birer gazetede ve ayrıca elektronik ortamda yapılır.

-Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır. Daha önce yurt dışındaki adresine tebligat yapılmış Türk vatandaşı, yurt dışı adresini değiştirir ve bunu tebliğ çıkaran mercie bildirmez, adres kayıt sisteminden de yerleşim yeri adresi tespit edilemezse, bu kişinin yurt dışında daha önce tebligat yapılan adresine Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğunca 25/a maddesine göre gönderilen bildirimin adrese ulaştığının belgelendiği tarihten itibaren otuz gün sonra tebligat yapılmış sayılır.

-Celse esnasında veya kalemde davaya ait evrakın, taraflara, müdahile veya vekillerine tutanağa geçirilmek suretiyle veya imza karşılığında, tebliğ konusu belirtilerek tevdii tebliğ hükmündedir. Bu durumda ayrıca tebliğ mazbatası düzenlenmesi gerekmez.

-TASLAK, GÖRÜŞE GÖNDERİLDİ-

Yargı organları, üniversiteler ve ilgili bakanlıklara geçtiğimiz hafta içerisinde görüş alınmak üzere gönderilen kanun taslağına ilişkin görüşler geldikten sonra taslağa son şekli verilecek. Adalet Bakanlığı, daha sonra taslağı Başbakanlık’a gönderecek. Başbakanlık'ta son şekli verilecek olan tasarı daha sonra TBMM'ye sevkedilecek.,,kaynak,vatan

19/9/2008

Kanal 7'de garip operasyon

Kanal 7'de garip operasyon

Deniz Feneri Almanya’da karardı Kanal 7 Türkiye’de ’daraldı’
Deniz Feneri Almanya’da karardı Kanal 7 Türkiye’de ’daraldı’


Almanya’daki Deniz Feneri davasında, bağış paralarının bir kısmının aktarıldığı belirlenen Kanal 7 TV’de garip bir sermaye küçültme operasyonu yapıldı. Alman savcının, ’olayın asıl sorumluları’ olarak gösterdiği Zekeriya Karaman, Mustafa Çelik ve İsmail Karahan’ın da ortak olduğu şirketin sermayesi 14.6 milyon YTL’den 403.2 bin YTL’ye indirildi. 14.2 milyon YTL’lik indirimin de ortaklara dağıtılması kararlaştırıldı.

ALMANYA’daki Deniz Feneri davasında Türkiye’ye aktarılan bağış paralarının adresi olarak gösterilen Kanal 7 TV’de kafaları karıştıran bir sermaye operasyonu yapıldı. Alman hakimin ’asıl sorumlular’ olarak nitelendirdiği Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman, Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Çelik ve Kanal 7 Reklam ve Mali İşler Müdürü İsmail Karahan’ın da büyük ortağı olduğu Kanal 7 markasının sahibi Yeni Dünya İletişim A.Ş.’nin 14.6 milyon YTL olan sermayesi, 403.2 bin YTL’ye indirildi. Almanya’daki Deniz Feneri e.V. davası sürerken geçtiğimiz ağustos ayı içinde yapılan bu operasyon ile, Yeni Dünya İletişim’in 1 yıl önce 16 Temmuz 2007’de 8.6 milyon YTL’den 14.6 milyon YTL’ye artırılan sermayesi, 14.2 milyon YTL indirildi.

Ortaklara geri ödeme

Şirket ortakları, yasal prosedür gereği sermaye indirimi ile ilgili Ticaret Sicili Gazetesi’nde birer hafta ara ile 3 kez ilan ile duyuru yaptı. Tamamen Türk Ticaret Kanunu’na uygun götürülen bu operasyon ile indirilen 14.2 milyon YTL’lik sermayenin de şirket ortaklarına dağıtılmasına karar verildi.

Almanya’da Deniz Feneri e.V davası tüm hızıyla devam ederken, sanıkların sorumlu olarak işaret ettikleri ve kuryelerle Türkiye’ye taşınan bağış paralarını teslim ettikleri kişi ya da kişilerin hissedar oldukları şirkette böyle bir ’şok sermaye indiriminin’ Türkiye’de başlayabilecek bir adli süreçte şirkete el konulması ihtimaline karşı önlem olduğu bildiriliyor. Bu konuda görüşüne başvurduğumuz Prof. Dr. Şükrü Kızılot, "Normal şartlarda her şirket sermaye artırır. Eğer sermayeyi azaltıyorsa bu o şirketin faaliyetlerineson vereceğini gösteriyor. Böyle bir sermaye indirimde, hissedarlar ortaklıkları oranında şirketin sermayesini şahsi olarak çekerler ve paylaşırlar. Tabii ki borcu varsa o da ödenir" dedi.

Avans almış olabilirler

Yeni Dünya İleşitim A.Ş.’nin sermaye indirimi ilanında yer alan ve bu şirketten alacaklıların üçüncü ilandan sonra 2 ay içinde müracaatlarını öngören ibarenin şirketin ortaklarının paylarına karşılık gelen paraları almalarını da 2 ay süreyle bağladığı ancak, ’avans adı altında’ söz konusu iki aylık süreyi beklemeden ortaklara ödeme yapılabileceği bildirildi. Uzmanlar bu gibi durumlarda ortaklara ödenen avanslar için ’sonradan bilinmeyen alacaklı çıkmasına karşı’ şerh içerdiği ancak genellikle alacaklı çıkmadığını ve avans müessesesinin çalıştığını belirtiyorlar.

Sermaye indiren ilanda ne yazıyor

TÜRKİYE Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilki 8, ikincisi 15 ve üçüncüsü de 22 Ağustos 2008’de olmak üzere tekrarlanan ilanda, "İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunda 295461 sicil numarasıyla kayıtlı bulunan şirketimiz TTK 396-397-398 madde hükümleri çerçevesinde 14.600.000 YTL olan şirket sermayesini 14.196.793,52 YTL azaltarak 403.206,48 YTL’ye indirmeye karar vermiş bulunmaktadır. Şirketin sermaye azaltımı sonucu şirket alacaklarının haklarının korunacağı hususu istanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesinin 27.05.2008 tarihli 2008/788 D iş sayılı kararı ve 14.07.2008 tarihli bilirkişi raporu ile tesbit edilmiş bulunmaktadır. Şirketimiz alacaklılarının beyan ederek ödeme veya teminat istemek üzere bu ilanın üçüncü defa yayınlanmasından itibaren iki ay içinde Defterdar Mahallesi Ortakçılar Caddesi No: 60 Eyüp İstanbul adresinde bulunan şirket merkezine gelerek yönetim kuruluna müracaatları ilan olunur" deniliyor. Sermaye indiriminden Zekeriya Karaman’ın 5.1 milyon YTL, Mustafa Çelik 3.5 milyon YTL, İsmail Karaman ve Ahmet Hüküm de yaklaşık 2.8 milyon YTL alması bekleniyor. (HÜRRİYET)

15/9/2008

Yıldırım: 3. köprüde ters köşe yapabiliriz

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, İstanbul Boğazı’na yaptırılacak 3. köprü için yer konusunda alternatifleri belirlediğini söyledi. Yeni köprünün, İstanbul’un yeşil alanlarına zarar vermeyecek, kamulaştırma bedeli ağır olmayacak ve kent trafiğini rahatlatacak bir noktada yapılması gerektiğini kaydeden Yıldırım, “Arsa spekülatörleri nedeniyle mi yerini açıklamıyorsunuz?” sorusu üzerine, “Gayet tabii. Bu konularda maalesef spekülasyonlar oluyor. Onlara kimse itibar etmesin. Paralarını boşuna yatırmış olabilirler. Ters köşe yapabiliriz” dedi.


3. köprü için ‘Tarabya-

Beykoz’ diye yazıldı


Uzun bir süredir projesi sır gibi saklanan 3. köprü güzergahı geçen hafta içinde bazı gazetelerde hiçbir kaynak belirtilmeden Tarabya-Beykoz olarak açıklanmıştı.,kaynak,vatan

15/9/2008

Eskişehir olmuş Paris, Londra!

Mine Şenocaklı




Şaka yollu böyle dedim, Eskişehir’de... Dört tiyatrosunu, iki üniversitesini, Porsuk Çayı’nda gondollarını, ağaç ve çiçeklerle bezeli caddelerinde faytonlarını, kafelerini ve yakında açılacak plajını gördükten sonra... Çok değil, bundan 10 yıl önce pislik ve çamur akan Porsuk Çayı’nı hatırladıkça, bu şakaya tek bir cevabı oldu Eskişehirliler’in

“O zaman adı Eskişehir’di, şimdi ’Yeni Eskişehir!’ Yılmaz Hoca, şehrimize takla attırdı...”

Anladım ki bu şehir kolay olay seçim rüşvetlerinin
taklasına gelmeyecek!

Başbakan Erdoğan, onca sinirinin arasında yerel seçimleri de unutmuyor. Partisinin örgütlerine her fırsatta mesaj yolluyor konuşmalarında. “İzmir, Diyarbakır, Mersin ve Eskişehir’i istiyorum” diyor. İlk hedef İzmir, ama AKP’yi en çok zorlayacak kalelerden biri Eskişehir... DSP’li Prof. Yılmaz Büyükerşen’in iki dönemdir, İç Anadolu’nun kıraç toprağında yarattığı bir vaha! Dubai gibi değil ama! Parayı bulup, sonradan görmeliğin bir vahası değil, Eskişehir halkıyla birlikte yaratılmış bir vaha... Şehrin dokusunu parçalayıp modernleştiren zihniyetten uzak, insan ve doğayla barışık bir modernleşme projesi...

Şehrin atardamarı Porsuk Çayı’ndan başlayalım... Çok değil bundan 10 yıl önce de akarmış, ama çamur ve pislikten başka bir şey getirmezmiş kente. Çürümüşlüğün kokusuyla birlikte... Bugün o çayda Eskişehirliler, plajda güneşlenmeye ve serinlemeye hazırlanıyor. 350 metrelik kumsalı ve 70 metrelik bir olimpik havuzu olacak plajda, aynı anda 500 kişi yüzebilecek. İsteyen kafelerden, restoranlardan yararlanıp, artık pırıl pırıl akan Porsuk’un kıyısında keyif çatabilecek. Aslında zaten keyif çatıyorlar, ister insana kendini Amsterdam’da hissettiren botlarda, ister yemyeşil parklarda...

“Su akar, Türk bakar” deyişine son vermiş Prof. Büyükerşen... 13 km uzunluğundaki Porsuk Çayı, yakında kent içi ulaşımda da kullanılacak. Bunun için bir tersane bile kurmuşlar, kanal tekneleri inşa ediyorlar. Diyelim ki otogarda otobüsten indiniz, isterseniz tramvayla, isterseniz bu teknelerle dilediğiniz yere ulaşabileceksiniz.

Eskişehir’i anlatmaya Porsuk Çayı ile başladık, çünkü İzmir dendi mi Kordon Boyu, İstanbul dendi mi Haliç gelir akla... Belediye hizmetlerinin kalitesini onların berraklığı ve kokusuyla ölçebilirsiniz zira! Yoksa tabii ki bir şehrin hayat kalitesini gösterecek yüzlerce kriter var... Mesela alt yapı, mesela kültür merkezleri, mesela meydanlar ve tabii ki yeşil alanlar... İç Anadolu bozkırdır ya, siz gelin bir de Eskişehir’i görün...

En son 2002’de gitmiştim Eskişehir’e, o zaman da değişim vardı, ama artık gözle görülür, elle tutulur bir değişim var. Şehir planlamacılığının ne olduğunu burada anlıyorsunuz. Düzenli, yeşil, temiz bir şehrin insanları nasıl mutlu ettiğini de...

‘Başbakan, her yeri istiyor. Kanarya Sevenler Derneği’ni de istiyor!’

Aslında buraya geliş sebebimiz, Başbakan... AKP örgütlerine verdiği emir Eskişehir’i alın! Peki alabilirler mi? Önce Başkan Prof. Büyükerşen’e sorduk. O Başbakan’ın haleti ruhiyesini analiz ederek girdi söze: “Başbakan, sadece Eskişehir’i istemiyor ki!.. Başbakan, her şeyi, her yeri istiyor. Kanarya Sevenler Derneği’ni de istiyor... Sonra ele geçiriyor. Ele geçirdiğinde bakıyorsunuz ki, sadece başına kendisine yakın birisini geçirmekmiş amacı. Ne bir hayal gücü, ne bir yaratıcılık! Başbakan’ın partisinin elinde onca belediye var. Bu belediyeler ne yapıyor? İçinden otomobillerin daha hızlı geçip gidebilmesi için, şehirlerin karnını yarıp duruyor. Ameliyattan başka hiçbir tedavi metodu bilmeyen bir hekim gibi, hastanın özelliklerini hiç umursamadan, konfeksiyon çözümlerini tekrarlayıp duruyorlar.”

Tespit tamam da, konfeksiyon çözümler, insani çözümleri galebe çalabilir mi? Halk, çuval çuval kömür, çuval çuval erzak, üç-beş kuruş el altından paraya AKP’ye teslim olur mu? Bu sorunun cevabını verecek olan yine halk... Ben de halkın arasına karışıyorum. Porsuk Çayı’na inşa edilmiş 24 köprüden birinin üzerinde rastladığım 75 yaşındaki Ali Ünver’e soruyorum. Eskişehir şivesiyle başlıyor söze Ali Amca “Görüken belli işte! Başkan bizi çamurdan kurtardı. Buralarda oturamazdın bile. Şimdi ayrılamıyoruz güzelliğinden... Yılmaz Hoca oldu mu, elimiz başkasına gitmez. Zaten ne sebeple olursa olsun, giderse nankörlük olur!”



Köprüden Porsuk’u seyre dalmış bir diğer Eskişehirli 78 yaşındaki Osman Cırbınoğulları da aynı görüşte... 18 yaşından beri CHP’liymiş Osman Amca, sadece iki kez başka bir partiye oy atmış. Sebebi Yılmaz Hoca. “Tabii ki yine Yılmaz Hoca’ya oy vereceğim. Bir dönem daha başkanımız olacak. Buraları öyle bir değiştirdi ki, artık şehrimize turistler geliyor. Eskişehir’i, Eskişehir yapan Yılmaz Hoca’dır. Bunu inkar eden nankördür” diyor.

Şehrin bir bölümünü de Büyükerşen ile birlikte turluyoruz... Eskişehirliler, gerçekten seviyor Yılmaz Hoca’yı... Cep telefonuyla sürekli fotoğraflarını çekiyorlar. Kimisi selam veriyor, kimisi alkışlıyor. Alkışlar en çok kadınlardan... Birine yanaşıyorum, adı Rukiye Özcivelek. 1984’te Eskişehir’i terk edip, Ankara’ya yerleşmiş. “O zamanlar sevmezdim Eskişehir’i... ’Burada yaşanmaz’ derdim. Şimdi tek bir dileğim var, inşallah hocam Ankara’ya gelir de, orayı da yaşanmaz bir yer olmaktan kurtarır“ diyor.

Başkan’la dolaşırken Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin Çevre Koruma Daire Başkanı Mustafa Mansız’a rastlıyoruz... Sadece, yakında açılışı yapılacak olan Kent Park’a tam 17 bin 752 ağaç diktiklerini, hepsini de belediyenin kendi fidanlıklarında yetiştirdiklerini anlatıyor. Çınarından meşesine, çamından ıhlamuruna... Üstelik hiç suni gübre kullanmadan. “Parkı inşa ederken de ağaç yetiştirirken de doğaya zarar verecek tek bir şey yapmadık. İnsana ve doğaya zararlı ne varsa, uzak duruyoruz. Olanı da değiştiriyoruz. Tüm bunlar Yılmaz Hoca’nın bize kazandırdığı vizyon sayesinde” diyor ve ekliyor: “O, Eskişehir’e takla attırdı!”

“Demirel, üç yıl önce ‘Eskişehir Türkiye’den 20 yıl ileride’ demişti”

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin şehircilik anlayışının en iyi örnekleriden biri de Haller Gençlik Merkezi... Eski hali yıkıp, şehir dışına taşımışlar. Yerine içinde tiyatrolar, restoranlar, kafeler, küçük dükkanlar yer alan bir merkez yapmışlar. Başkanla birlikte giriyoruz içeri... Görevliler, “Başkanım, Haldun Dormen de burada” deyince, biz de doğrudan tiyatroya giriyoruz. Dormen, Eskişehir’de olmaktan müthiş mutlu ve geleceği konusunda çok iddialı konuşuyor: “Eskişehir insanı eskiden beri sanatı sever. Ben 1966’da turneye gelmiştim. Seyirci yine çok iyiydi, salon dolar, alkıştan yıkılırdı. Ama şehir çok kötü durumdaydı. Tiyatronun doğru düzgün tuvaleti bile yoktu... Bir oyun sonrasında ’İnşallah size layık bir belediye başkanınız olur’ demiştim. Oldu. Bu bir mucize...”

Eskişehir’in Türkiye’nin Avrupa’ya açılan penceresi olacağını söylüyor Dormen. Avrupalı arkadaşlarını getirmiş buraya, hayran kalmışlar. “Eskiden bir gece bile kalmak istemezdim. Şimdi İstanbul’a dönmek istemiyorum” diyor. Tiyatrodaki tüm gençler de aynı fikirde... “Peki tiyatro dışında en çok nereye gidiyorsunuz?” diye soruyorum Dormen’e. Adres “Shaekspeare...”

Başkan’la beraber bu methedilen mekana gidiyoruz. İskoç pub’ı konseptinde, çok hoş bir yer. Fikir babalarından biri yine Büyükerşen... Sahibi Orhan Kesikoğlu karşılıyor bizi... Hemen sohbete başlıyoruz. Kimya mühendisiymiş Orhan Bey... Anadolu Üniversitesi’nden mezun olmuş, yani hocasıymış Büyükerşen. O günden beri hayran Yılmaz Hoca’ya... “O zamanlar ‘Keşke şehrimiz de üniversitemiz gibi olsa’ derdik. Vallahi oldu“ diyor. Üstelik Orhan Kesikoğlu DYP’li... Ona göre, hangi partiye oy verirseniz verin, mesele belediye oldu mu siyaset kalmıyor ortada. Çünkü pek çok Eskişehirli gibi o da Büyükerşen’i siyaset üstü bir kişilik olarak görüyor...

Porsuk Çayı’nın paralelindeki, kentin en büyük caddesi İnönü Caddesi’ne geçiyoruz. Esnaf Behçet Uluaşk ile sohbet ediyoruz. ”Bir kez daha seçilir mi Yılmaz Hoca?“ diye soruyorum. Oyu kesinlikle hocaya, ama yine de içinde bir korku var: ”Yaptıklarını görüp de ona oy vermemek mümkün değil. Şehri sıfırdan yarattı. Ama...” İşte o ama pek çok Eskişehirli’yi korkutuyor. Açıklamasını yine Uluaşk yapıyor: ”AKP çuval çuval kömür, çuval çuval erzak dağıtarak oy topluyor. Ama inşallah Eskişehirliler bu rüşvete kanmayacak.”

Daha yapacak çok şeyi var Büyükerşen’in... Her ne kadar bundan üç yıl önce Demirel kenti ziyarete geldiğinde, “Burası Türkiye’den 20 yıl ileride” demiş olsa da, o bir dahaki dönemde bunu 30 yıla çıkarmayı hedefliyor.

Ama önünde çuvalla engel var. Çuvalla kömür, çuvalla erzak, bir avuç para... Bir de Maliye Bakanı Kemal Unakıtan... Neyse ki Eskişehirliler ne nankörlük yapacağa ne de kentin geleceğini çuvala sokacağa benzemiyor!

YARIN: Prof. Büyükerşen, Eskişehir’deki hükümet baskısını anlatıyor...

15/9/2008

Kadın Bakan'a şok sözler

Sen de hayat kadını değil miydin sayın bakan"

İtalya’da adı Başbakan Berlusconi ile aşk dedikodularına da karışan eski manken Eşitlik Bakanı Mara Carfagna’nın
hazırladığı yasaya göre bundan sonra sokakta fuhuş yaparken yakalanan hayat kadınlarına 15 gün hapis ve 3 bin euro para cezaları getiriliyor. Yakalanan erkeklere de aynı cezalar verilecek. Tartışma ise, Carfagna’nın yasayı gazetecilere değerlendirirken kullandığı “İğrenç bir şey. Nasıl yapıyorlar anlamıyorum. Vücudunu kullanarak para kazanmayı aklım almıyor” sözleriyle başladı. Ulusal Hayat Kadınları Komitesi Başkanı Carla Corso, Corriere de la Sera gazetesine verdiği röportajda, “Bu lafları söyleyen kadına bakın. Bugünlere vücudunu satarak gelmedi mi? Takvimlere, dergilere üstsüz poz vermedi mi? Arada ne fark var ki? İnternete Mara’nın çıplak fotoğraflarından geçilmiyor” dedi. Hukuk fakültesi mezunu olan bakanın, Berlusconi ile “erotik” içerikli konuşmaları ortaya çıkmıştı.

15/9/2008

Türk ailenin 11 Eylül dramı

11 Eylül saldırılarında ölen tek Türk olan Zühtü İbiş’in ailesi, oğullarının yasını tutarken ‘terörist’ muamelesi görmüş

ABD, dün 11 Eylül terör saldırısının yedinci yıl dönümünü andı. Sıfır Noktası’ndaki törene ABD başkanı Bush, politikacılar ve saldırıda hayatını kaybedenlerin yakınları katıldı. 9/11 kurbanı 2 bin 571 kişinin ismi tek tek okundu. 25 yaşındaki oğullarını kurban veren Türk ailenin dramına ise Associated Press ajansı ışık tuttu. İbiş ailesi oğulları Zühtü’nün yasını tutuyordu. Annesi başörtü takmış, babası da sakal bırakmıştı. Bir gün birlikte markete gittiler. Yoldan geçen bir kişi otomobilinin camını indirip “Siz teröristsiniz, yaşadığının ülkeye geri dönün” diye bağırdı. Şoka giren İbiş ailesi durumu polise bile bildirmedi. Abisi Mehmet ise saldırıdan sonra New York’a koştu. İkiz kulelere giriş yasak olduğundan diğer kurbanların yakınlarıyla Hoboken rıhtımında bekliyordu. Gece yarısı polis ellerini kelepçeledi, terörist muamelesi gördü. Olay anlaşılınca serbest kaldı. Mehmet, “İnsanlar neler çektiğimizi hiç bilmiyor” dedi.,kaynak,vatan

15/9/2008

XL Türk kadınları tekstilde pazar yarattı

XL Türk kadınları tekstilde pazar yarattı

TURKCELL’in yaptığı bir araştırmaya göre, Türkiye’de kadınların yüzde 60’ı 40 bedenin üzerinde. Gerek fast food kültürünün giderek daha da benimsenmesi, gerek hareketsiz yaşam biçimi sayesinde her nesil, bir öncekine oranla daha kilolu oluyor. Amerika’daki obezite sorunu henüz Türkiye sınırlarına ulaşmasa da ülke olarak kilomuzun arttığı bir gerçek. 40 beden ve üstü, kadın nüfusun çoğunluğunu oluşturunca, giyim perakendesinde de yeni bir alt dal oluştu. Birçok markanın 42 bedene kadar olan koleksiyonlarını, 46 hatta 48’e çekmesi bir tarafa, sadece büyük beden üzerine uzmanlaşan pek çok marka ortaya çıktı. Böylece büyük beden ürünler, mağazanın bir köşesinde kendine yer bulan sınırlı koleksiyonlar olmaktan çıkıp, geniş koleksiyonlarıyla, kendi özel ihtisas mağazalarında satılır hale geldi.

44,46,48 çok satıyor

FAİK Sönmez, büyük beden denince, ilk akla gelen markalardan bir tanesi. Halen 11’i İstanbul’da olmak üzere 32 mağazası bulunan Faik Sönmez’in Yönetim Kurulu Başkanı Mete Sönmez, “Artık kilolu kadınlar, sadece siyah, düz kıyafetlerle kendini sınırlamıyor. Türkiye’de en fazla 44, 46 ve 48 beden kıyafet satılıyor” dedi.

Hedef 20 mağaza

55 YILLIK bir firma olan Sumak’ın markası Sumak XL da büyük beden giyimde akla gelen markalardan. Firmanın ikinci kuşak yöneticisi Ali Rıza Tatlısumak, Sumak’taki değişimi şöyle anlattı: “Büyük bedende yapacak daha çok iş var. Artık gençlerde bile bedenler büyüdü. İnsanlar sürekli daha kilolu hale geliyor. 3’ü İstanbul’da 6 mağazamız var. 10 yıl içinde mağazaların sayısını 20’ye çıkarmayı hedefliyoruz

BÜYÜK BEDENDE UZMAN MARKALAR

  • Faik Sönmez

  • Chiristine Cotton Club

  • Sumak XL

  • Evans

  • Marina Rinaldi

  • Foli Giyim

  • M.a.x.i.m.u.m

    Şenay BÜYÜKKÖŞDERE
  • 10/9/2008

    TiM’de zorlu yarısı Büyükeksi kazandı

    TiM’de zorlu yarısı Büyükeksi kazandı

    Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) 15. Genel Kurulu dün İstanbul’daki Dış Ticaret Kompleksi binasında yapıldı. Genel Kurul’da Deri ve Deri Mamülleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve TİM Başkanvekili Mehmet Büyükekşi 201 oyla TİM Başkanlığı’na seçildi. Orta Anadolu Makine ihracatçıları Birliği Başkanı Adnan Dalgakıran ise 125 oy alabildi. Başkan adaylarından İsmail Gülle, kendi sektöründen yeterli oyu alamayınca İcra Kurulu’na giremedi.

    KAHYAOĞLU BOŞ KAĞIDI SEÇTİ

    Diğer başkan adayı Ali Kahyaoğlu, aynı sektörden aday olan 2 ihracatçıyla aynı oyu alınca kura çekimi yapıldı. Boş kağıdı çeken Kahyaoğlu, İcra Kurulu’na giremedi. 23 sektörün temsilcileri belirlendikten sonra Mehmet Büyükekşi ve Adnan Dalgakıran sözlü olarak Divan Kurulu’na başkan adayı olduklarını bildirdi. Sabah 09.00’da başlayan seçim süreci saat 16.00’ya kadar devam etti. 344 delegenin bulunduğu seçimlerin 300 kişilik bir salonda yapılması ise sıkıntılara neden oldu.




    Kinetix’in Antepli sahibi

    1961 Gaziantep doğumlu Mehmet Büyükekşi, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden mezun. İş hayatına Ziylan Taban şirketinde genel müdür olarak başladı. Polaris, Flo ve Kinetix gibi ayakkabı markalarının sahibi. 200 milyon dolar cirosu olan 12 şirketli Ziylan Grubu, 41 ülkeye 15 milyon dolarlık ihracat yapıyor. Bir süre önce hayatını kaybeden Futbol Federasyonu eski başkanı Hasan Doğan’ın da yakın arkadaşı olan Büyükekşi, Başbakan’a da yakınlığıyla tanınıyor.




    TİM seçimine Çin müdahalesi

    BAŞKAN adaylarından Ali Kahyaoğlu 3 gün önce kendisini Pekin Belediye Başkanı’nın arayarak seçimlerde Mehmet Büyükekşi’yi desteklemesini istediğini söyledi. Kendisini birçok AKP’li milletvekili, belediye başkanı ve oda başkanının aradığını ancak Pekin Belediye Başkanı’nın da aramasını hayretle karşıladığını belirten Kahyaoğlu, “Ben de kendisine ‘niye’ diye sordum. O da ‘sen bize mal satıyorsun, biz de ona mal satıyoruz’ diye yanıt verdi” şeklinde konuştu.




    Son derece tecrübeliyim

    MEHMET Büyükekşi seçimden önce yaptığı konuşmada, 17 yıldır ihracatçı birliklerinde yönetim kurulu üyesi ve birlik başkanı olarak hizmet verdiğini, 7 yıldır da TİM Yönetim Kurulu Üyesi ve Başkanvekili olduğunu anlattı. Büyükekşi, “TİM’in yükseliş öyküsünü yaratan ekibin bir parçasıyım. Eksik yanları gördüm. Dolayısıyla son derece tecrübeliyim” dedi.




    THY yönetiminden Büyükekşi kulisi

    AYNI zamanda Türk Hava Yolları’nın (THY) yönetim kurulu üyesi olan Mehmet Büyükekşi’ye THY yönetiminden de büyük destek geldi. Salona gelen THY Genel Müdürü Temel Kotil ve yönetim kurulu üyeleri Büyükekşi lehine kulis yaptı.




    Krizin daha yarısı gelmedi

    GENEL kurula katılan Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen yaptığı konuşmada, “Dışarıda birtakım sıkıntılar var, daha krizin çeyreğindeler. Krizin daha dörtte üçü geliyor” dedi. Tüzmen, hep beraber duygusal anlar yaşadıklarını, burada bayrağı daha yukarı taşımak için centilmence bir mücadele göreceklerini söyledi. Tüzmen, Türkiye ekonomisini ihracat sayesinde çok daha iyi noktalara taşıma amaçları olduğunu kaydetti.

    Evrim ERGİN,kaynak,akşam

    Google

    Blogcu ile yapıldı