MEDYA

HABERLER

GİZLİ KLİPLER

KADIN VE GÜZELLİK

TATİL GEZİ

TEKNOLOJİ


DEDE TORUN BLOGU

Blogumuzda kuşak farkıyla neleri nasıl görmüş nasıl yorumladığımızı izleyebilirsiniz.Konular:Aktüalite,Türkiye,Dünya,Haberler,siyaset,Müzik,eğlence,sinema,tiyatro,Teknik,Teknoloji,Fotolar,Video,Bilgisayar,Eğitim, kısacası hayatın içinden farklı bir bakış..


SPOR

MODA

VİDEO

MAGAZİN

TATİL GEZİ

DEDE TORUN




« Önceki | Sonraki »

24/9/2008

Cansu ile bir daha çalışmam

Sıla dizisinin Boran Ağası Cansu Dere ile ilgili ilk kez konuştu

Sıla dizisi bitti, kırgınlıklar ortaya çıktı. Dizinin Boran Ağası Mehmet Akif Alakurt, Cem Yılmaz ile ilişkisinden güç alıp sete geç geldiği iddia edilen Cansu Dere ile ilgili ilk kez konuştu

Önceki gün final bölümü yayınlanan Sıla dizisinde birbirine tutkuyla aşık karı-kocayı canlandıran Cansu Dere ve Mehmet Akif Alakurt’un gerçek hayatta birbirleriyle hiç konuşmadığı ortaya çıktı. Diziler arasında yapılan anketlerde ’birbirlerine en çok yakışan çift’ seçilen Dere ve Alakurt’un neden küs olduğu ise merak konusu oldu.

Terbiyemi bozmadım

Bununla ilgili ortaya iki iddia atıldı. Birincisi Cansu Dere’nin Cem Yılmaz ile birlikteliğinden dolayı kendini ayrıcalıklı sayıp sete geç gelmesi, settekilere karşı mesafeli durması. İkincisi ise Alakurt ile sık sık kavga etmesi. Dizi devam ettiği için konuyla ilgili soruları yanıtsız bırakan Alakurt final bölümünün yayınlanmasının ardından suskunluğunu ilk kez bozdu:



“Cansu benim sık sık görüştüğüm ve görüşeceğim bir insan değil. Aramızda herhangi bir tartışma olmadı ama gerçek olan bir şey varsa biz Cansu ile birbirimize uygun insanlar değiliz. Arkadaş olarak da uygun değiliz.

Bir fikrin varsa ve bu fikrin arkasında durabiliyorsan kişilik sahibisindir. Böyle bir durumda birileri seni sever, birileri sevmez. Birileriyle anlaşırsın, birileriyle anlaşamazsın. Ama fikirsiz bir insansan ve sahiplendiğin düşüncelerin yoksa herkesle anlaşırsın. Ben fikirleri olan bir insanım. Cansu ile terbiye sınırlarımı muhafaza ederek 2 sene geçirdim. Aramızda bir anlaşmazlık vardı. Zaten herkes herkesle anlaşacak diye bir şey de yoktur. Şunu biliyorum ki Cansu ile bir daha aynı sette çalışmam. Tabi yine de büyük konuşmamak da gerekiyor. Her şey kader, kısmet. Şimdi hissettiğim şey bir daha çalışmamızın zor olduğu. İleride ne olur bilemem” dedi. “Cansu Dere ile disiplinsizliği yüzünden mi kavga ettiniz?” sorusuna cevap vermek istemeyen Alakurt “Setteki tek rol arkadaşı ben değildim. Onunla çalışan diğer oyunculara bunu sorun” dedi.,kaynak,vatan

24/9/2008

Evimden yönetmen kovmuşluğum var

NTV’deki "Haydi Gel Bizimle Ol" programına konuk olan Nurgül Yeşilçay ilginç açıklamalarıyla dikkat çekti.

Yeşilçay, "Benim evimden yönetmen kovmuşluğum vardır. Eğreti Gelin filmini beğenmiyor olabilir ama benim evimde kalkıp ’Atıf Yılmaz da yönetmen mi’ gibi konuşunca dayanamadım kovdum" dedi. Yeşilçay, sohbetin ilerleyen dakikalarında yakın zamanda Yılmaz Erdoğan’ın bir filminde rol alacağını söyleyince, Çiğdem Anad "Cem mi komik, Yılmaz mı" diye sordu. Sorunun üzerine Müjde Ar araya girerek, "Sen de şimdi Yılmaz daha komikse, Cem’i boşa Yılmaz’ı mı al diyeceksin" diye espri yaptı. Anad bu espriye "Müjde niye karışıyorsun. Yılmaz deseydi o zaman soracaktım onu" dedi. Bu konuşmaları gülerek izleyen Yeşilçay ise "Tabii ki Cem daha komik" diye yanıt verdi.,kaynak,vatan

24/9/2008

Altın Portakal karıştı

“Cellat filmi kötü ama Kadir İnanır iyi oynadığı için aldık” diyen ön jüri üyesi Atilla Dorsay’a, filmin yönetmeni Şahin Gök ve oyuncuları ateş püskürdü

‘Filmimiz iyi değilse yarışmadan çekeriz’


Altın Portakal Film Festivali’nin ön jüri üyesi Atilla Dorsay’ın Cellat filmiyle ilgili sözleri ortalığı karıştırdı. Dorsay’ın “Cellat film iyi değil, Kadir İnanır iyi oynuyor diye festivalde yarışacak” sözleri filmin oyuncuları ve yönetmenini sinirlendirdi.

İlk tepki filmin yönetmeni Şahin Gök’den geldi. Gök, Atilla Dorsay’ı şu sert sözlerle eleştirdi: “Atilla Dorsay ne zaman bir film için kötü dediyse o film iyi çıkmış ve seyircinin ilgisini çekmiştir. Türk sinemasını karalayarak kariyer edinmiştir. Bu yüzden Dorsay’ı ciddiye almıyorum. Kadir İnanır’ın hatrına film festivale seçilmez. Böyle bir düşünce varsa bu bir skandaldır. Yarışmaya alınmayan diğer filmlerdeki oyuncuların ne günahı var? Atilla Dorsay kim? Fikret Hakan’ın söylediği gibi kifayetsiz muhteris. Oyuncu değil, yönetmen değil, senarist değil. Böyle gelişi güzel jüri olmamalıdır. Kimse bu filmin celladı olamaz. Ne yazık ki Atilla Dorsay Türk sinemasının ve Altın Portakal’ın celladı olmuştur. Eğer filmimiz sadece İnanır’ın oyunculuğu için yarışacaksa ön jüriyi toplayıp yarışmadan düşürsünler, ayıptır. Bunları protesto ediyorum. Bana kalsa filmi yarışmadan geri çekerim. Tabi bu yapımcının bileceği bir şey. Ama ben olsam bu zihniyetlere film sunmam, yarıştırmam. Onların beyni ve bilgisi bizim filmimizi eleştirmeye yetmez.”

“Biz kötü bir film yapmadık!”

Cellat’ta Kadir İnanır’la oynayan Jülide Kural ve Atilla Saral da filmi eleştiren Atilla Dorsay’a tepki gösterdi.

* JÜLİDE KURAL: Atilla Dorsay’ın yaklaşımı çok acımasızca. Sanat görecelidir. Herkesin bakış açısı farklı olabilir. Kadir İnanır, Atilla Saral, Şahin Gök, ekipteki herkes çok ağır koşullarda çalıştı. Maalesef yarışmaların olduğu her yerde böyle egolar meydana geliyor. Biz bu polemiğe cevabımızı sinemada vereceğiz.

* ATİLLA SARAL: O zaman bizim yarışmaya gitmemize gerek yok. Durum öyleyse daha düzgün bir işi alsalardı. Biz o filmi çekerken büyük acılar çektik. Biz kötü bir film yapmadık, sonuna kadar arkasındayız.,kaynak,vatan

23/9/2008

Türkan Şoray kanunlarına sinir oluyorum

Bu zamanda 'Benim de Türkan Şoray kanunlarım var' diyen insanlar beni delirtiyor. Bu kanunlar kişiye özel kanunlardır. Çıkıp milyonlarla paylaşmazsın"..

'Cumhuriyet' filmindeki 'Latife' rolüyle sinemaya adım atan Dolunay Soysert, bugünlerde atv'nin sevilen dizisi 'Benim Annem Bir Melek'teki 'sabırlı gelin Ece' rolüyle büyük beğeni topluyor. 'Ihlamurlar Altında' dizisinden tanıdığımız Sinan Tuzcu'yla mutlu bir evliliği olan Soysert, mesleği ve özel hayatıyla ilgili sorularımızı tüm açık sözlülüğü ve samimiyetiyle yanıtladı.


* Dizi devam edecek mi?
Hiçbir şeyin garantisi yok ancak şimdilik reytingler iyi gidiyor. Bu 'aile' öyküsüyle uzun yıllar ekranda olmak istiyoruz.

* Bir anneyi canlandırıyorsunuz. Gerçek hayatta çocuk özleminiz var mı?
Evet istiyorum. Çocukları çok seviyorum. Zaten setteki çocuklarla da aram hep iyi olmuştur. Anneleri yanlarında olmadığı zaman acıkınca, üşüyünce, yorulunca size geliyorlar. Bu yüzden iyi bir set annesiyim.

* Çocukların setlerde olmasını doğru buluyor musunuz?
Bilinçli anneler de gördüm, çocuklarını bu işe verirken nasıl bir işin içine girdiğini bilmeyen anneler de... Sürekli denetim altında tutulacaksa ve saatleri belirli olucaksa tamam. Fakat gece gündüz sete gelmelerini doğru bulmuyorum. Ama bu konuda yapım şirketine büyük görev düşüyor. Biz, çocuk oyuncumuz Ezgi'ye çok hassas davranıyoruz. Sette önceliğimiz onun sahneleri oluyor, beklemesin diye önce onları çekiyoruz.

KAYINVALİDEM BENİ SEVER
* Özel hayatınızda da dizideki karakteriniz kadar sabırlı mısınız?
Hayır, asla değilim. Herşeyi çabuk yapma merakı olan bir insanım. Bu yüzden çok şey kaybettiğim zamanlar olmuştur. Hataya meyilliyimdir. Her an her tehlikeye maruz kalabiliyorum.

* Rolünüz için etrafınızdaki kayınvalide ve gelin ilişkilerini gözlemliyor musunuz?
Bizim jenerasyonda böyle bir kayınvalide ve gelin ilişkisi olduğuna inanmıyorum. Altyapısı bu kadar kuvvetli, ayakları üzerinde durabilen bir kadının bu kadar sabırlı olacağını düşünmüyorum. Eminim daha farklı yöntemleri olurdu. Ama o zaman hikayemiz olmazdı. Benim çevremde maşallah gelinlerin de dilleri son derece uzun.

* Sizin kayınvalidenizle aranız nasıl?
Dizinin ilk bölümünü annem ve kayınvalidem birlikte izledik. Annem 'Dilin çok uzundu. En sonunda susturacak birisi çıktı' diye takıldı. Kayınvalidem 'Benim gelinciğim asla böyle bir kız değil' dedi.

* Çetin karakteri de dizide annesinin tüm yaptıklarına karşı sessiz kaldığı için eleştiri alıyor...
Elbette. Çetin'in sessizliği de ders alınması gereken bir nokta. Acaba bu kadar fazla annecilik doğru mu? Dengeyi tutturmak lazım. Çetin'i, olaylar karşısında tepkisiz kalışını çok kınıyor seyirci. Erkekler de Çetin'in durumunu görüp kendilerine pay çıkarıyorlar.

TÜRKAN ŞORAY'A YARAMIŞ AMA...

* Yeni oyuncuların çoğu 'Benim Türkan Şoray kanunlarım var' diyor. Sizin de var mı?
Ben bu tarz kanunları çok demode buluyorum. Türkan Şoray, dönem onu gerektirdiği için bunu seçmiş olabilir. Ama, bu zamanda 'Türkan Şoray kanunlarını benimsiyorum' diyen insanlar beni delirtiyor. Bu kanunlar kişiye özel kanunlardır. Kendi limitlerini kendin belirlersin. Bunu da çıkıp milyonlarla paylaşmazsın. X bir oyuncunun böyle bir açıklama yapmasını tamamen magazinsel buluyorum. Türkan Şoray için bu kanunlar çalışmış olabilir ama Ayşe-Fatma için çalışmıyordur. Ayrıca ben bu kuralları kabul etmiyorum. Ayşe kimliğini oynayacaksa, Dolunay Soysert'in kuralları ne derece etkili olur? Bu tartışılır. Oradaki başka bir kimlik, Dolunay değil ki o. Benim de yapamayacağım şeyler var ama kimseyle paylaşmıyorum. Mesela ipin üstünde sevişemem, su altında üç saat kalamam. (Gülüyor)

GÖRÜNCE 'NE HOŞ ERKEK' DEDİM

* Eşiniz size ilk görüşte aşık olmuş. Siz aynı duyguları yaşadınız mı?
İlk kez 'Ayşe' operasının provasında tanıştık. Şapkasının altından mavi mavi gözleriyle bakınca, 'Ne hoş bir erkek' demiştim. Ama evliliği düşünmüyordum.

* Sizi nasıl ikna etti?
Bırakın evliliği, flört etmeyi bile istemiyordum. Çünkü aynı işte çalıştığım insanla ilişki kurmayı doğru bulmuyordum. Ama kendine o kadar güveniyordu ki... Kadife kutularla önümde diz çöküyordu. 'Evleneceksin, başka çaren yok' dediğinde paniğe kapıldım. Çevremdekiler tepki gösterdi. Benden bıksın diye neler yaptım, hiç oralı olmadı. 'Fazla naz aşık usandırır' derler ya. Sinan'ı bunların hiçbirisi kesmedi.

KISKANMIYOR SANIYORDUM

* Birlikte oynadığınız reklam filmindeki hamile rolü eşinizi çok rahatsız etmiş. Neden?
Sinan böyle bir psikoloji geliştirdi son zamanlarda. Bir kadının hamile kaldıktan sonra bir yardımcının desteğiyle yaşaması, 9 ay boyunca elini dahi kıpırdatmaması gerektiğini savunan bir erkek. Ben hamile kaldığımda bile çalışmak istiyorum. 'Bebeğim' dizisinde de hamile rolündeydim. Ama karşılıklı oynamıyorduk.

* Eşiniz kıskanç mıdır?
Evet, kesinlikle kıskanç bir adamdır. Fakat, asla bellli etmez. Hayatı burnumdan getirmez. Mesela bir olayın üstünden bir ay geçer, 'Aslında ben seni o zaman kıskanmıştım' der. Ama o an kıskançlığı ile ilgili hiç tüyo vermez. Bu huyu da beni çok güldürür. Ayrıca kadınlar kıskanılmayı çok isterler. Uzun bir süre Sinan'ın beni kıskanmadığını düşündüm. İlişkimiz hızlı geliştiği için anlayamadım. Tanıdıkça artık Sinan'ın neyi kıskanıp kıskanmadığını daha iyi anlayabiliyorum.

* Kadınların en büyük silahının sessizlik olduğunu söylemişsiniz...
Sessizlik, Sinan'la zaman içinde birbirimize öğrettiğimiz birşey oldu. Benim ritmim hep çok hızlıdır. Çok konuşurum. Eve girince mutlaka anlatırım. Sinan yoksa kediyle konuşurum. Ama Sinan benim tersime evde çok dinginleşen bir adamdı. Sonra zamanla Sinan evde böyle bir alan açmaya başladı. Bir süre sonra o alanın çok güzel birşey olduğunu anladım. Yani yerine ve zamanına göre konuştuğun zaman konuştuğun şeylerin değeri ona göre belirleniyor. Kuru gürültüden kurtuldum. Kendime ait zaman geçirmek, ara ara paylaşmak... Bunun bir formül olduğunu düşünüyorum. Özellikle genç ve yeni evlenen çiftlere bunu öneriyorum. Birbirinin alanına geçmemek... Aynı evin içinde birbirini özlemeyi başarmaları gerekiyor. Bizim sorunumuz bu aslında. Çünkü biz komşumuzun da alanına giriyoruz, anne babanın da. Karı koca ilişkisi için saygı gerekiyor.

RENCİDE ETMEDEN ELEŞTİRİYORUM

* Birbirinizi eleştirir misiniz?
Elbette ama onun yaptığı işe saygı duyarak yaparım bunu. Birbirimizi ileri götürecek şeyleri eleştiriyoruz. Biraz dizi işinin mantığında bakıyoruz. Mesela giydiği birşeyi beğenmediysem, 'Bir daha bunu giyme, bu renk seni açmamış' falan diyorum ama asla 'Bu kıyafet poponu büyük gösteriyor, bu yüzden giyme' diye bir cümle kurmuyorum. Onu rencide etmiyorum.

* Eşinizin yazdığı bir oyun var sanırım.
Evet. BKM'de, ekim ayının son haftası açmayı planladığımız bir sahnemiz var. Oyunun adını açıklamıyoruz. Ama kod adı 'Zarf.' Oyuncular Ceyda Düvenci, Tardu Flordun, Beste Bereket... Oyunun yazarı eşim Sinan Tuzcu.

* Torpil geçti mi size?
Sormayın, öyle bir torpil geçti ki! En acımasız rolü ben oynuyorum. Seçimi bana bıraktı. Ceyda ve Beste de istedikleri rolü aldı. BKM'ye teşekkür ediyoruz. Tiyatro sahibi insanlar, bize sahne vererek büyük destek verdiler. (GÜNAYDIN),,kaynak,vatan

23/9/2008

Altın Portakal'da polemik!

‘İnanır iyi oynadı diye kötü denilen film festivale alınır mı?'

Saddam’In Askerleri filminin Altın Portakal’dan elenmesine sinirlenen yönetmen Gani Şavata’nın “Atilla Dorsay bana ’İnanır’ın filmi de iyi değil, adından dolayı yarışacak’ dedi” şeklindeki açıklaması ortalığı karıştırdı. Kanaltürk’deki “Orada Neler Oluyor” programında konuşan Atilla Dorsay, Gani Şavata’nın iddiasını yanıtladı: “Şavata ile buna yakın bir konuşma yaptım. Fakat bu kamuoyuna yansıdığı için kendisini eleştiriyorum. Ona ’Bunlar aramız da kalsın. İnanır’ın filmi çok iyi değil ama Kadir olağanüstü oynuyordu. Sırf bu bile filmin yarışmaya girmesi için yeterli’ dedim. Cellat çok başarılı değil ama İnanır çok iyi oynamış.”

İnanır ise Dorsay ve Gani Şavata’nın kendisiyle söylediği bu sözlere sinirlenerek “Onların ne söylediği umrumda değil. Ben sadece işime bakarım. Bunu da iyi yaptığımı düşünüyorum” dedi.

Dorsay’ın “Filmi iyi değil ama oyunculuğu muhteşemdi, bu yüzden kabul edildi” sözleri yeni bir tartışma başlattı. Altın Portakal’da bir filmin yarışabilmesi için bir oyuncunun süper oynaması yeterli miydi? Sinemacılara sorduk:

“İnanır önemsiz”

Ezel Akay: (Yönetmen)

Jüri kendisi için en güzel olduğunu düşündüğü filmleri seçiyor. İnanır’ın çok önemsiz bir unsur olduğunu düşünüyorum. İyi oynaması filmi iyi film yapmaz.

Film kötüyse yarışamaz

Ömür Gedik: (Eleştirmen)

Film iyi değilse festivalde yarıştırmak için oyuncusunun dünya çapında star olması yeterli olmaz.

O film listede yoktu

Muammer Brav: (Ön jüri üyesi)

Jüri 35 film seyretti. Jürideki 9 kişinin top 10’u aynı filmdi. İnanır’ın filmi hiçbirimizin top 10 listesinde değildi. Ama İnanır iyiydi.

23/9/2008

Maymun başına 30 bin YTL aldı

Cannes Film Festivali’nde Nuri Bilge Ceylan’a ’En İyi Yönetmen’ ödülünü kazandıran Üç Maymun filmi en çok Yavuz Bingöl’e yaradı



61. Cannes Film Festivali’nde Nuri Bilge Ceylan’a ’En İyi Yönetmen’ ödülünü kazandıran Üç Maymun filmi Yavuz Bingöl’e de yaradı. Filmden 90 bin YTL alan Bingöl’e yeni projeler için teklif üstüne teklif yağıyor. Cannes Film Festivali’nde Sean Penn gibi hatırı sayılır oyunculardan övgü dolu sözler alan Yavuz Bingöl’ün fiyatını artırdığı ve minumum 100 bin YTL istediği söyleniyor. 10-19 Ekim tarihleri arasında 45. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde de yarışacak olan Üç Maymun’da küçük zaafların büyük yalanlara dönüşerek parçaladığı bir ailenin gerçeği örtbas ederek her şeye rağmen bir arada kalma çabası anlatılıyor. n Zehra ÇENGİL,,kaynak,vatan

23/9/2008

Sabahın köründe kızının önünde

Hülya Avşar, Ergenekon eperasyonu kapsamında gözaltına alınıp bırakılan Nurseli İdiz'e Helin Avşar'ın internet sitesinden destek verdi

Hülya Avşar, guardianturk internet sitesindeki yazısında Nurseli İdiz'i ,Orhan Pamuk'u örnek gösterek savundu. İşte o yazı:

"Ergenekon her neyse bilemem, umarım hakkımızda doğru olanıdır. Ama! Oyunculuğuyla Türk sinemasına yıllarca hizmet vermiş bir sanatçının, evinden sabahın köründe kızının gözü önünde alınması beni çok üzdü. Neden böyle acımasız oluyoruz? Neden sanatçıların biraz olsun ayrıcalığı yok bu ülkede? Eminim ki altından bir şey çıkmayacak! Zaten bu kadının kendisiyle sorunları var. Yeni yeni hayata gülmeye başlamıştı, işine geri dönmüştü. Bu kadar mı şanssız olur bir insan? Peki bu kadın bir gün kendine zarar verirse kim verecek hesabını? O bir sanatçı! Nasıl olur da ona bu kötü muameleyi hak görürsünüz? Kaçmıyor ki! Madem akla takılan şeyler var, zaten cevabını alırsınız. Sanatçılardan kimseye zarar gelmez. Bu ülkede bazı şeyleri anlamak zor. Bana göre Orhan Pamuk da sorgulanabilirdi. Ama Nobel bir de ödül verdi, her şeyin üstünü örttü öyle değil mi? Çok yazık! ",,kaynak,vatan

23/9/2008

Ayrıldığımızı anneme söyleyemedim’

Bergüzar Korel’le birlikteliği sona eren Tan Sağtürk, ayrılık sonrası yaşadıklarını anlattı

Bergüzar Korel ile Tan Sağtürk 2 yıl süren ilişkilerinin bittiğini açıkladı. Ayrılıkla ilgili ortaya ilginç iddialar atıldı. Bunlardan en önemlisi ise Tan Sağtürk’ün, Bez Bebek dizisindeki rol arkadaşı Fatoş Kabasakal ile yakınlaştığı yolunda çıkan iddia oldu. Konuyla ilgili Bergüzar Korel sessizliğini korurken Tan Sağtürk ayrılıkla ilgili merak edilen soruları yanıtladı.

- Neden ayrıldınız?

Benden kaynaklanan herhangi bir durumdan dolayı ayrılık olmadığını söyleyebilirim. Bu ilişkide mümkün olduğu kadar doğru durmaya ve koruyucu olmaya çalıştım. Bir erkeğin ilişkisinde ne kadar düzgün durması gerekiyorsa ben de 2 yıl boyunca o kadar düzgün durdum.

- Buna rağmen büyük aşkınız bitti...

Biz kendi aramızda yaşadığımız olaylarda daha kendimize ait bir dünya kurduk ve en zor zamanlarımızda beraber olduk. Onun için belki bunun adı ’Büyük aşk’ oldu. Ayrılık haberimiz çıktığında internette baktım ve oradaki yorumlarda bile insanlarda inanılmaz üzüntü var.

- “Eşim” diye hitap ettiğiniz insandan ayrılmak zor olsa gerek...

İkimizin de bu konuda çok mutlu olmadığını düşünüyorum. Yine de her şeye rağmen dik durmamız gerekiyor.

- Ayrılık kararınıza anneniz ne dedi?

Anneme ayrıldığımızı telefonda söylemeyedim. Çok üzülür diye bu kararı telefonda söylemeye cesaret edemedim. Annemi İzmir’den İstanbul’a çağırdım. Annem de bazı şeylerin insanların kontrolü dışında kalabildiğini anlayabilecek yaşta. Yine de çok üzüldü. Ayrıldığımızı söylediğimde annemle birbirimize sarıldık. Bir süreliğine de yanımda kalacak.

TAN’LA İLGİM YOK

Fatoş Kabasakal, Tan Sağtürk ile aşk yaşadığı iddiasını yalanladı: “İkisinin ayrıldığını gazetelerden öğrendim ve çok üzüldüm. Bergüzar ile de tanışıyorum. İddia edildiği gibi Tan ile öyle bir ilişki içinde değilim. O rol arkadaşım.”


,kaynak,,vatan

Google

Blogcu ile yapıldı